Çalkantılı Dönemlerde Şirketlerin Yönetimi: 3D Modeli

İş dünyasının temel özelliklerinden biri de sürekli olarak çalkantılı olmasıdır. Neredeyse her gün dünyada bir şekilde ekonomik, siyasal, sosyal çalkantı ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, işletmelerin de yönetim politikası ve uygulamalarını bu çerçevede ele almak gerekir. Yöneticilerin özellikle ortaya çıkan veya çıkabilecek çalkantıları dikkate alarak yönetim sistemleri geliştirmeleri ve örgütsel sistemleri bu tür gelişmeleri dikkate alarak yönlendirmeleri önemlidir.

Volatilite iklimi piyasalarda hassasiyeti yükseltmekte ve bu da işletmelerin etkin ve hızlı bir yönetim modeli ile hareket etmelerini gerekli kılmaktadır. Volatiliteye hazır işletmeler gelecek süreç açısından çok daha etkin yönetim modelleri ortaya koymaktadırlar. Bu konuda en önemli modellerden bir tanesi işletmelerin “ad hoc” örgütlenmelere gitmeleri ve rekabetçi problem çözüm takımları kurmalarıdır.

Ortaya çıkan küresel çalkantılar yeni başarı standartları ortaya koymuştur. Klasik modelde işletmelerin temel başarı ölçütleri kar, satış ve pazar payı gibi faktörlere dayanmaktaydı. Bugün bu faktörlere ek olarak, yeni ürün geliştirme, mevcut pazarları genişletme, etkin işbirliği ve ortaklık kurma gibi özellikler kritik hale gelmiştir.

Bunun yanında işletmenin küresel düzeyde başarısını sürdürülebilir kılmaları için mutlaka her yıl yaklaşık olarak %5-10 arasında bir oranda büyümesi gerekmektedir. Bu oran sağlıklı bir işletmenin sahip olması gereken gösterge olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer önemli başarı ölçütü ise işletmelerde çalışan başına düşen kar oranıdır. Artık klasik ölçme ve değerlendirme ölçütleri yanında işletmelerin varlığını sürdürmeleri için özellikle çalışan başına düşen kar miktarını zaman içerisinde yükselmesi önemlidir.

Bu durum da işletmeler açısından hem satış odaklı hem de maliyet odaklı süreçlerin iyi bir şekilde yönetilmesini gerekli kılmaktadır. Süreçleri iyi şekilde yönetmek, yenilikçi modeller geliştirmek işletmelerde çalışan başına düşen kar miktarı üzerinde olumlu bir etki yaratacaktır. İşletmelerde çalışan başına düşen kar miktarının yükseltilmesi orta ve uzun vade de şirketin büyüme eğiliminde olacağını göstermektedir. Ayrıca işletmenin yeniden yapılanma ve örgütsel gelişim için yeterli düzeyde kaynağının da olduğunu da göstermektedir.

Bu tür çalkantılı dönemlerde şirketlerin 3D Yönetim Modeli çerçevesinde süreçlerini yönlendirmesi büyük önem taşımaktadır. 3D modelinde üç boyut vardır.

Birinci olarak bu modelde operasyonel yapı analiz edilmektedir ve işletmelerin hizmet veya üretim yapmak için harekete geçirmek durumunda oldukları sistemlerini ifade etmektedir.

İkinci boyut ise yönetimsel boyuttur. Bu faktör işletmelerin fonksiyonel ve stratejik düzeyde nasıl yapılandığı ile ilgilidir. İyi yönetilen işletmelerde bu iki yönetim basamağı sinerjik olarak çalışmaktadırlar. İşletmelerdeki temel faaliyetlerin üst düzeye çıkarılmasına önemli katkı sağlamaktadır.

Üçüncü boyutu ise paydaşlar, çevre ve işletme hissedarlarının beklentilerinin yönetilmesidir. Bu beklentiler özellikle operasyonel ve yönetimsel boyutların beklentilerini karşılayacak nitelikte ise gelecek süreç açısından doğru bir şekilde yapılandığı anlamına gelmektedir.

Bütüncül (holistik) olarak 3D yönetim modeli işletmelerdeki bu üç temel alanın bir birleri ile etkin şekilde bağlanması ve karlı bir şekilde sürdürülebilir yönetim modelinin oluşturulmasıdır. Bu nedenle, küresel çevrede uzun vadede işletmelerin ayakta kalabilmesi için güçlü ve bütünleşik bir yönetim modelinin geliştirilmesi önemlidir. 3D yönetim modeli bu çerçevede işletmelerin bütün süreçlerinin ortak bir yaklaşımla ele alındığı yönetim yaklaşımıdır.

Şirketlerin varlığını sürdürmesi ve karlı operasyon yapabilmesi olarak da adlandırılan bu süreç gelecek açısından hayati öneme sahiptir. Özellikle bu döngüyü oluşturmayı başarmış şirketler rekabet gücü ortaya koymada önemli bir avantaja sahiptirler. Küresel pazarlarda işletmelerin operasyon yapıları incelendiği zaman bu döngüyü etkin bir şekilde gerçekleştirme potansiyeline sahiptirler. Hatta süreci genel olarak örgütsel yapının öğrenmesinin bir parçası olarak görmektedirler.

Bu nedenle gelecek süreç içerisinde işletmelerin çalkantılı iş ortamlarında ayakta kalması birçok faktörü bütüncül bir şekilde yönetmesini gerekli kılmaktadır. Bu faktörleri en iyi yöneten işletmeler çok daha güçlü bir konumda ticari faaliyetlerini sürdüreceklerdir.