İş Modelleri ve Ticari Başarı

Her geçen gün değişmekte olan piyasa koşullarında, pazar payını sürekli olarak yükseltmeye çalışmak firmanın sürekliliği için oldukça önemlidir. Bu doğrultuda rekabet avantajı kazanabilmek için içinde bulunduğunuz sektörün bağlamını göz önünde bulundurmak olmazsa olmaz bir unsurdur.

Sürdürülebilirliğini koruyan işletmeler, yeni değer önermelerini nasıl yaratabileceklerini ve müşteri değer önerileri hakkında nasıl karar verebileceklerini, rekabet avantajını koruyabilecek şekilde iş modellerini dönüştürebilenler olmaktadır. Örneğin işletmeler, e-ticaret konusunda online pazar yeri ya da özel siteler gibi birbirinden farklı yollar ya da bunların karmasını kullandılar. Ne var ki e-ticaret sürecinin işletmenin iş süreçlerinde yeniden yapılanmaya ihtiyaç olduğu tam olarak anlaşılamadığı için, müşterilerin yeniden tanımlanması, değer önermelerinin yeniden kurulması gerektiği gibi unsurlar da göz ardı edilmiş oldu. Anlaşılması gereken ilk şey, işletmenin iş modelinin değiştirilmesi gerektiği ve bunun da doğru adımlarla yapılması gerektiğidir.

İş modelinin sürdürülmesi işletmenin temel olarak kârlı iş modellerini yaratarak uzun erimli bir şekilde başarılı olması ve gereken zamanlarda bu modelin değiştirilmesidir.  Günümüzde sürdürülebilirlik kavramı sadece işletmenin kârı ile değil, aynı zamanda doğal ve sosyal çevreye zarar vermeden ve hatta katkıda bulunması ile de yakından ilintilidir. Ayrıca üretimde sürdürülebilirlik konusunda bütünü kapsayan ve çevreye duyarlı iş modellerine ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu noktada markaların sürdürülebilir olmaları için birtakım stratejilere sahip olmaları gerekmektedir. Değer zinciri analizinin yapılması temel bir konudur ve bu zinciri kapsayan her aşamada süreçleri etkileyen unsurlar hesaba katılarak strateji oluşturulmalıdır. Bunların yanında, müşterinin tercihlerini anlamaya yönelik ürün ya da hizmet geliştirmek de önemli bir strateji olarak işletmenin sürdürülebilirliğine katkı sunar. Çevresel faktörleri–doğal ve toplumsal-göz önünde bulundurarak faaliyetlerini planlayan ve uygulayan bir işletmenin kurumsal imaj ve marka algısına da olumlu etkisi olacağı için sürdürülebilirliğinin daha uzun erimli olabileceği de vurgulanabilir.

Apple firması taşınabilir eğlencede devrim yaratıyor, yeni bir pazar oluşturuyor ve aynı zamanda şirketi dönüştürüyordu. Yalnızca üç yıl içinde iPod/iTunes kombinasyonu, Apple’ın gelirinin neredeyse % 50’sini oluşturarak, Yaklaşık 10 milyar dolarlık bir ürün haline geldi. Apple’ın piyasa değeri, 2003’un başlarında yaklaşık 1 milyar dolardan 2007’nin sonlarına doğru 150 milyar doların üzerine çıktı.

Bu başarı öyküsü çok iyi biliniyor; Daha az bilinen şey ise Apple’ın dijital müzik çalarları pazara getiren ilk şirket olmadığıdır. Diamond Multimedia adlı bir şirket 1998 yılında Rio’yu tanıtmıştı.  BestData firması, 2000 yılında Cabo 64’u tanıttı. Her iki ürün de iyi çalıştı ve taşınabilir ve şıktı. Öyleyse neden Rio veya Cabo yerine iPod başarılı oldu?

Apple, iyi bir teknolojiyi alıp şık bir tasarıma sığdırmaktan çok daha akıllı bir şey yaptı. İyi bir teknoloji aldı ve onu harika bir iş modeline sardı. Apple’ın gerçek yeniliği, dijital müzik indirmeyi kolay ve rahat hale getirmekti. Şirket bunu yapmak için donanım, yazılım vehizmetibirleştirençığıraçanbirişmodelioluşturdu.Buyaklaşım,Gillette’inünlübıçakvetraşbıçağımodeligibitersineçalıştı:Görünüşe göre,”Traş bıçağının kendisi” (yüksek marjlı iPod) satın alımını kilitlemek için “bıçakları” (düşük marjlı iTunes müziği) dağıtmıştı. Bu model, değeri yeni birşekildetanımladıvetüketiciyeoyununkurallarınıdeğiştirenbirkolaylıksağladı.