Küresel Düzeyde Endüstriyel Yönelimler 2020-2030

Yaşanan salgın ile birlikte şirketlerin üretim sistemleri ve tedarik yapıları önemli ölçüde değişmeye başladı. Özellikle dijitalleşme, e-ticaret, üretim yerelleştirmesi ve sürdürülebilirlik değişkenleri sanayi üretiminin geleceğini şekillendirmede önemli bir role sahiptir. Küresel sanayi üretiminin bugün yaklaşık büyüklüğü 170 trilyon Amerikan Doları olarak hesaplanmaktadır. Bu değerin gelecek 10 yılda 268 trilyon Amerikan Dolarına ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Asya Pasifik, bütün küresel üretim değerinin %45’ini oluşturmaktadır. Bu çerçevede endüstriyel üretimde dünyanın önemli merkezi olarak üretim alanında önemli bir role sahip olacaktır. Sektör olarak da ilaç ve yüksek teknoloji ürünlerinin en iyi kritik sanayi sektörleri olacağı öngörülmektedir.

Euromonitor tarafından hazırlanan raporda 2030’a kadar küresel düzeyde sektörlerin temel eğilimleri ortaya konmuştur.  Uzun vadeli küresel endüstriyel eğilimlere ilişkin tahminler, işletmelerin üretim ve tedarik ağındaki değişikliklere uyum sağlamasına ve iş fırsatlarını belirlemesine yardımcı olmaktadır. Rapor sektörlerin, üretim değeri, pazar büyüklüğü, ithalat, ihracat ve değişiklikleri yönlendiren uzun vadeli eğilimler gibi temel endüstriyel alanlar ile ilgili olarak önemli veriler ortaya koymaktadır.

Küresel üretim değerinin, 2021-2030 döneminde COVID-19 şokundan kurtulması ve istikrarlı büyümeye dönmesi bekleniyor. İyileşme, gelişmekte olan pazarlarda orta sınıfın genişlemesi, altyapı projelerine devlet yatırımı ile B2B segmentindeki toparlanma olması beklenmektedir.

Asya Pasifik’in üretim değeri açısından küresel olarak en büyük bölge olmaya devam etmesi beklenmektedir. Bölgenin bu süreçte 2030 yılına kadar küresel payını hafifçe artırması bekleniyor. Tüketici gelirleri ve ihracattaki büyüme, bölgenin en büyük ekonomileri olan Çin, Hindistan ve Japonya’da üretim değerindeki büyümeyi destekleyecek şekilde bir seyir izlemektedir.

Şirketlerin COVID-19 salgın sonrası yeni teknolojilere ve dijitalleşmeye yatırımlarını arttırmaları bekleniyor. Gelecekte benzer risklerden korunmak için üreticilerin, yeni sağlık önlemlerine uyum sağlamaya ve operasyonel esnekliği artırmaya yardımcı olabilecek üretim otomasyonu ve dijital araçlara yatırımlarını artırmaları da temel beklentiler arasında yer almaktadır.

B2B e-ticaret satışlarının 2019-2030 döneminde iki katından fazla olacağı tahmin ediliyor. COVID-19 salgını sonrası değişen tüketici tercihleri ve yeni satış kanallarına yatırım yapma ihtiyacının artması büyümeyi hızlandıracak.

Şirketlerin kendilerini gelecekteki risklerden daha iyi korumak için kritik bileşenlerin üretim yerelleştirmesini artırmaları bekleniyor. Üretim yerelleştirmesi, temel olarak gıda ürünleri ve ilaç gibi kritik bileşenleri sağlayan sektörlerin yanı sıra uzun tedarik zincirleri olan sektörlerin de operasyon yapılarını etkileyeceği tahmin edilmektedir.

Gelişen ve değişen piyasa koşullarında robotlar ve simülasyon modelleri gibi yeni üretim araçlarının yükselişi sayesinde şirketler tedarik zincirlerini dönüştürmeye başladı.  Bu süreçte yarı bağımsız üretim merkezleri ağları kurmaya başladılar. Şirketler mikro faktörler ile tedarik zincirlerini daha esnek hale getirdiler bu çerçevede nakliye maliyetlerini düşürdüler ve son tüketicilere daha yakın iş yapmaya başladılar.

COVID-19’un patlak vermesi, tüketicilerin mal satın alma şeklini değiştirdi. B2B şirketleri, tüketici ihtiyaçlarını karşılamak ve satış risklerini çeşitlendirmek için e-ticaret platformlarına yapılan yatırımları uyarlamak ve artırmak zorunda kalacaklar.

Mevzuattaki ve tüketici tercihlerindeki değişiklikler, şirketler üzerinde sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmaları için baskı oluşturmaktadır. Aynı zamanda, “yeşil devrim” yeni büyüme fırsatları sağlıyor ve enerji maliyetlerinin düşürülmesine yardımcı olacağı tahmin edilmektedir.

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Piyasa ilişkileri ve yapısını yönlendiren temel faktörler bugün yeni deseninin ilk aşamasını oluşturmaya başladı. Bu süreçler bütün yapıları sistemleri ve şirketleri doğrudan etkilemektedir. İş yapma şekli ve modellerinin yeniden ele alınmasını gerektiren bu yeni süreçte çevre ve sürdürülebilirlik en önemli faktörlerden biri olarak endüstriyel yönelimler üzerinde etkili olacaktır.