Örgüt Yapılarının Yenilikçilik Üzerindeki Etkileri: Türkiye Bankacılık Sektöründe Ampirik Bir Araştırma

ÖRGÜT YAPILARININ YENİLİKÇİLİK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: TÜRKİYE BANKACILIK SEKTÖRÜNDE AMPİRİK BİR ARAŞTIRMA

ÖRGÜT YAPILARININ YENİLİKÇİLİK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: TÜRKİYE BANKACILIK SEKTÖRÜNDE AMPİRİK BİR ARAŞTIRMA
IMPACT OF ORGANIZATIONAL STRUCTURES ON INNOVATION: AN EMPIRICAL STUDY IN TURKISH BANKING SECTOR

Beytullah MISIRLI 1*
Murat KASIMOĞLU 2**

Öz
Makalede, örgüt yapısını meydana getiren yapısal faktörlerin bütünsel olarak ele alınması ve söz konusu faktörlerin yenilikçiliğe olan bileşik etkilerinin incelenmesi amaçlandı. Makaleye konu olan ampirik araştırma kapsamında; üç tanesi pilot çalışma olmak üzere Türkiye bankacılık sektöründen toplam 18 üst düzey yönetici ve danışmanlık firma temsilcisiyle 2017-2019 yılları arasında yapılan görüşmeler, gözlemler, düzenleyici kuruluşlar ve bankalardan sağlanan veriler betimsel ve içerik analiziyle incelendi. Kavramsal çerçeve kısmında oluşturulan ilişki modeli ile kodlamaya bağlı referans yoğunluğu kullanılarak elde edilen sonuçlar söylem analizi tekniğiyle analiz edildi. Araştırmanın sonuçları örgütsel yapıyı oluşturan faktörlerin örgütün yenilikçiliği üzerindeki bileşik etkilerini açıkça ortaya koymaktadır. “Çevre, rekabet ve teknik sistem” durumsal faktörlerinin bileşik etkisini en yüksek olarak gösteren sonuçlar, “örgütsel büyüklük ve yaş” faktörlerinin yenilikçiliğe etkisinin görece düşük düzeyde olduğunu göstermektedir. Tasarımsal faktörlerden en yüksek etkiye sahip olanlar ise “iç erişim ve iş birliği, dikey/yatay ademi merkeziyetçilik ve ilişki düzenlemeleri” olarak ortaya çıkmaktadır. Yenilikçilik faktörleri içerisinde “kurum kültürü & üst yönetim desteği, bütçe ve kaynaklar ile teknolojik araç ve süreçlerin” belirleyici olduğu görülmektedir. Ayrıca örgütlerin yoğun etkileşim halinde bulunduğu inovasyon ekosistemi ile olan ilişkilerini oluşturan unsurların yenilikçiliğe olan güçlü etkisi dikkat çekmektedir. Çalışmanın sonuçları konuyla ilgili alan yazına katkı sağlarken, kurumsal ve sektörel ölçekte gerçekleştirilecek stratejik planlama, reorganizasyon, kıyaslama, inovasyon dönüşümü ve verimlilik uygulamaları için değerlendirilebilecektir.

Anahtar Kelimeler: Örgüt Yapısı, Yenilikçilik, İnovasyon, Türkiye Bankacılık Sektörü.

* İstanbul Ticaret Üniversitesi, İşletme Bölümü, beytullahmisirli@gmail.com, ORCID: 0000-0003-1046-0353
** İstanbul Ticaret Üniversitesi, İşletme Bölümü, mkasimoglu@ticaret.edu.tr, ORCID: 0000-0002-7407-5991

Abstract

In the article, we aimed to consider the structural factors that constitute the organizational structure as a whole and to examine the combined effects of these factors on innovation. Within the scope of empirical research, we held interviews with a total of 18 senior executives from the banking sector and representatives of consulting firms. We also considered data provided from banks and regulatory agencies for descriptive and content analysis. The results obtained using the relation model formed in the conceptual framework and the reference density based on coding were analyzed by discourse analysis technique. Our results clearly reveal the combined effects of the factors that make up the organizational structure on the innovativeness of organizations. The results showing the compound effect of the “environmental, competition and technical system” situational factors as the highest show that the effect of “organizational size and age” on innovation is relatively low. The ones that have the highest impact among the design factors are “internal access and cooperation, vertical / horizontal decentralization and relationship arrangements”. It is seen that “corporate culture & senior management support, budget and resources, and technological tools and processes” are determinative among the innovation factors. In addition, our results indicate the strong impact of innovation on the innovation ecosystem, in which organizations interact intensely. The contribution or our paper could be considered for purposes of strategic planning, reorganization, benchmarking, innovational transformation and productivity applications in corporate or sectoral scale.

Keywords: Organizational Structure, Innovation, Turkish Banking Industry.

  1. Giriş

Örgütler sahip oldukları yapısal özellikler sayesinde birbirlerinden farklılaşarak varoluş amaçlarına en uygun hale gelebilmek için sürekli olarak çabalarlar. Bu farklılaşmayı sağlayan yapısal özelliklerin örgütlerin yenilikçiliğine olan etkileri, incelenmeye değer görülerek pek çok değerli çalışmaya konu edilmiştir. Bu çalışmalarda; genellikle yaş, büyüklük, teknik sistem ve uzmanlaşma gibi yapısal özelliklerin bir ya da birkaçının ele alındığı ve diğer koşullardan bağımsız olarak örgütün yenilikçiliğine etkisinin incelendiği görülür (King & Anderson, 1995; Schilling, 2006; Tidd, Bessant & Pavitt, 1997; Gong vd., 2013; Felin & Powell, 2016).

Yapısal değişkenlerin örgütlerin yenilikçileri üzerindeki bileşik ve kompleks etkilerinin daha doğru incelenebilmesi için gerekli olan veriyi elde edebilmek için çalışılan modelin çok boyutlu olarak tasarlanması önemlidir (Damanpour, 1991; Budde, Alkemade & Weber, 2012). Bu amaçla çalışmada; örgüt yapısını meydana getiren durumsal ve tasarımsal yapı özellikleri bir bütün olarak ele alınarak, söz konusu unsurların birbirleriyle olan etkileşimlerinin de sonucu olarak örgütün yenilikçiliğe etkileri çok boyutlu olarak incelendi. Mintzberg (1979) ve Daft’ın (2006) örgütlerin yapısını inceledikleri çalışmalarda tanımlamış oldukları temel yapısal ve durumsal faktörler üzerinden kurulan teori, Türkiye bankacılık sektöründe gerçekleştirilen araştırma ile incelendi. Bu sayede örgüt yapılarının yenilikçiliğe olan etkisi, yapıyı meydana getiren tüm unsurlarla birlikte ve bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmaya çalışılmış oldu. Türkiye’deki bankaların hem yapısal faktörler hem de yenilikçilik faktörleri açısından zengin bir çeşitliliğe sahip olmaları nedeniyle Türkiye bankacılık sektörü tercih edildi. Kamu ve özel sektörde yer alan örnekler barındırmaları, hem ürün hem de hizmet sağlayıcı olarak faaliyet göstermeleri ve yüksek düzeyde regülasyon altında çalışıyor olmalarına rağmen hem ulusal hem de uluslararası ölçekte rekabetçi olabilmeleri ve yenilikçi ürün ve hizmetleri sunabilen öncü sektörlerden olmaları da bu sektörü araştırma için oldukça elverişli kılmıştır.

Bu araştırma ile hem yenilikçilik ve hem de örgütsel yapılara yönelik alan yazına değerli bir katkı sağlanmış olacaktır. Ayrıca söz konusu etkinin sahadan alınan güncel verilere dayanan sonuçlar yardımıyla incelenmesi, sektörel bağlamdaki bilgi birikimine önemli katkı sağlayacaktır. Yenilikçilik konusuyla ilgili olarak hem sektörel bazda hem de firma bazında gerçekleştirilen reorganizasyon, kıyaslama (benchmarking) ve değerlendirme (assessment) çalışmaları için bu sonuçların değeri ve önemi çok büyüktür.

2. Teorik Çerçeve

2.1. Durumsal Faktörler ve Tasarım Faktörleri

Örgüt yapılarını inceleyen çalışmasında Mintzberg (1979), örgütlerin faaliyetlerini sürdürürken karşılaştıkları durumlara yönelik kararlı davranış kalıpları oluşturmak amacıyla uzmanlaşma, biçimselleştirme, eğitim, departmanlaşma, hiyerarşi, plan/kontrol/karar verme sistemlerinin tasarlanması şeklindeki tasarım parametrelerini, iç ve dış çevrelerinde mevcut olan durumsallık faktörleriyle bir araya getirdiklerini belirtir. Örgütün yapısını oluşturan parametreler; yaş, büyüklük, teknik sistem, çevre ve güç gibi durumsal faktörlerin etkisi altındadır. Rutin/rutin olmayan işler ile örgütün yapısı arasındaki ilişkiyi inceleyen Perrow (1967)’un çalışmalarında da bağımsız ve çevresel bir değişken olan teknoloji ile bağımlı bir değişken olan örgüt yapısı arasındaki ilişkiler incelenir.

Örgüt yapısına ait tasarım faktörleri ise; iş bölümü ve koordinasyon mekanizmalarını etkileyen unsurlar üzerinden örgütün nasıl işleyeceğini belirler. Mintzberg (1979) örgütün dokuz adet tasarım parametresi ile tanımlanabileceğini belirtir. Bunlar: iş uzmanlaşması, davranış formalleşmesi, eğitim ve doktrinleme, birimlerin gruplanması, birim büyüklüğü, planlama ve kontrol, ilişki düzenlemeleri, dikey ve yatay ademi merkeziyetçiliktir. Daft (2006)’a göre ise; formalleşme, uzmanlaşma, otorite hiyerarşisi, merkezileşme, profesyonelleşme ve personel oranları örgüt yapısının yapısal boyutlarını oluştururken, büyüklük, örgütsel teknoloji, çevre, hedef ve stratejiler ve örgüt kültürü ise örgüt yapı- sının durumsal boyutlarını oluşturur.

2.2. Yenilikçilik Faktörleri

Örgütlerin yenilikçilik göstergelerini en genel olarak ve basitten karmaşığa doğru başlıca dört kuşak içerisinde sınıflandırılır. İlk kuşak göstergeler; yatırım, harcama personel sayısı vb. gibi temel girdilere odaklanırken, ikinci kuşak göstergeler çıktılara, üçüncü kuşak göstergeler anket ve indeks gibi entegre verilere, dördüncü kuşak göstergeler ise bilgi, hız, iletişim vs. gibi unsurlara bağlıdır (Yılmaz, 2016). Ayrıca, yenilikçilik olgusunun doğası da tüketici davranışları ve teknolojik gelişmelere paralel olarak son dönemde değişiklikler göstermeye başladı. Sharmelly (2017)’ye göre bu değişiklik öncelikli olarak tüketicilerin yenilikçiliğe duyduğu ilgiyle ilişkilidir. Tüketiciler önceden olduğu gibi pasif satın alıcılar olmak yerine, tüketiciler artık fikir üreticisi, ortak yaratıcı ve ortak tasarımcı rollerini değer zinciri faaliyetleri boyunca yeniliği arttırmak şeklinde oynuyorlar.

Benzer yaklaşımla; örgütün yenilikçilik düzeyi “sürecin girdileri, içeriği ve çıktıları” gibi unsurlarla tanımlanırken, yenilikçilik ölçüm sistemleri de kaynağa, yeteneğe ve liderliğe dayalı metrikler tanımlanmaktadır (Yılmaz, 2016). Ayrıca başarılı yenilikçilik; doğası gereği hem yüksek Ar-Ge performansı aynı zamanda da başarılı ticarileşme anlamına gelir. Bu nedenle Ar-Ge performansı olarak Ar-Ge çalışmalarının çıktı miktarı (ürün sayısı, patent sayısı vs.) ile Ar-Ge çalışmalarının kalitesi (ürünleşme vs.) de kullanılmaktadır (Khanna, Guler & Nerkar, 2016).

2.3. Örgüt Yapılarının Yenilikçiliğe Etkileri Üzerine Güncel Çalışmalar

Örgütlerin yapısal özelliklerinin yenilikçiliğe olan etkileri konusunda ilk ve en önemli çalışmalardan biri Schumpeter (1942)’e aittir. Örgütün ölçeği ve büyüklüğünün yenilikçiliğe etkisi, sağladığı avantaj ve dezavantajları ele aldığı çalışmasında, ekonomik gelişim, girişimcilik ve yenilikçilik kav- ramlarını birlikte inceler. Ayrıca yenilikçiliğin türleri ve süreçleri hakkında da önemli görüşler su- nar. Ancak post modern dönemle birlikte, yönetim ve örgüt yapılandırmasını ve işleyişini etkileyen önemli gelişmeler, iletişim ve teknolojideki ilerlemeler, uluslararası rekabet ve küreselleşme, insan hakları ile demokratikleşme konularındaki gelişmeler örgüt yapılarında da yepyeni yaklaşımların ortaya çıkmasına yol açar. Bu dönemde yapılan çalışmalarda organik örgütlerin yenilikçiliğe en uygun örgüt türü olduğu görüşü yaygın şekilde yer almış ve geniş kabul görmüştür (King & Anderson, 1995).

King & Anderson (1995)’un araştırması, yenilikçiliğe en uygun yapının merkeziyetçilik ve formallik düzeyi yüksek, karmaşıklığı ise düşük organizasyon yapısı olduğunu gösterirken, Schilling (2006) formallik, standartlık ve merkezileşmenin, firmanın yeniliğe eğilimini ve yenilik çalışmalarındaki başarılarını önemli derece etkilediğini savunur. Organik örgüt yapısının örgütün yenilikçilik özelliğini desteklediğini gösteren pek çok çalışmanın aksine; Jansen, Van den Bosch & Volberda (2006) örgütlerde yüksek biçimlendirmenin, mekanik yapılarda olduğu gibi organik yapılarda da yenilikçiliği desteklediğini savunur. Tidd, Bessant & Pavitt (1997) ise doğru işe uygun doğru yapının yenilikçiliği destekleyeceği, ancak gevşek ve basit yapının bir örgüt için her zaman yenilikçilik özelliğini sağlayamayabileceğini durumsallık bakış açısıyla savunur.

Post modern dönemle birlikte örgüt yapılandırmasını ve işleyişini etkileyen önemli gelişmeler ortaya çıkmıştır. İletişim ve teknolojideki ilerlemeler, uluslararası rekabet ve küreselleşme, insan hakları ile demokratikleşme konularındaki gelişmeler örgütler yapılarında yepyeni yaklaşımları sunmuştur (Koçel, 2001). Son dönemde ortaya çıkan yenilikçi örgüt yaklaşımlarından biri olan “Hibrit Örgüt” ün ele alındığı bazı çalışmalarda (Jay, 2013) bu yaklaşımın örgütlerde yenilikçiliğe katkı sağladığı ancak bazı koşullarda yapı unsurları arasında sıkışıklık ve tıkanma durumuna da yol açabildiği belirtilir. Felin ve Powell (2016) yılında yayımladıkları çalışmalarında Google, Facebook, 3M vb. gibi yenilikçi firmalarda kullanılmakta olan ve yetki ve sorumlulukları işe yakın olan bireylere verdiği için hem bireysel/ekipsel yaratıcılığı hem de bir bütün olarak örgütün yenilikçiliğini olumlu yönde etkileyen “poliarşik örgüt formu”nu inceler.

Nisar, Palacios & Grijalvo’nun (2016) enerji sektöründeki açık örgüt yapılarını inceleyen araştırması, çeşitli alt örgütlerin bir araya gelerek oluşturdukları birlikteliğin açık yenilik girişimlerini nasıl tanımlayabileceğini ve geliştirebileceğini ortaya koyar. Yenilikçilik ile örgütsel öğrenmenin organik örgüt yapısı ve rekabetçi performans arasındaki etkisini inceledikleri çalışmalarında Mehmood, Sonia & Umar (2016), belirtilen etkinin dolaylı bir etki olduğu ancak sonuçlarının önemli olduğunu belirtir. Yakın dönemde yapılmış bazı çalışmalarda (Gong vd., 2013) örgütlerde takım hedefleri bakış açısının hem takım üretkenliğini hem de bireysel üretkenliği olumlu etkilediği incelenmiştir. Buna göre, takım yapısının güçlü olduğu ve takım hedefleri bakış açısıyla çalışan örgütlerde yenilikçiliğin güçlü olduğu görülür.

Örgütün büyüklüğü ile yenilikçilik arasındaki ilişkilerin incelendiği araştırmalar da son dönemde büyük artış gösterdi. Örneğin, Garcia-Zamora, Gonzalez-Benito & Munoz-Gallego (2013) örgütün büyüklüğünün yenilikçilik ve performans arasındaki ilişkinin gücünü azaltacağını belirtir. Böylece, büyük olmak hem yenilikçiliğe hem de işletme performansına katkı sağlar. Araştırmanın sonuçları ayrıca, büyük şirketlerin yenilikçi faaliyetler gerçekleştirdikleri zaman daha iyi finansal sonuçlar elde ettiklerini de gösterir. Laforet (2013)’e göre ise, küçük ve orta boyutlu firmalar yenilikçilikte daha ekonomiktirler, yeni teknolojileri uygulamaya alırken değişimlere daha hızlı tepki verirler. Ayrıca, örgütlerde tüm farklı inovasyon faaliyeti seviyelerinde, şirketin büyüklüğü azaldıkça, engellerin daha büyük bir şekilde algılandığını gösteren güncel araştırmalar da mevcuttur. Buna göre; küçük firmalar göz önüne alındığında, firma büyüklüğü ile inovasyon faaliyetlerine katılım arasındaki etkileşim, kişinin kendi inovasyon çabasına ve deneyimine dayalı bir öğrenme etkisinin varlığını ortaya çıkarır ve bu da zorlukların üstesinden gelmesine katkıda bulunur. Bu sonuçlar, yeni bilgi kaynaklarına erişimi iyileştirmeyi ve ekonomik kaynakların kullanılabilirliğini ve kullanımını optimize etmeyi amaçlayan küçük organizasyon yapılarının daha avantajlı olduğunu düşündürmektedir (Oliveir & Marzábal, 2019).

Yin, Ming & Zhang (2020)’ye göre sürdürülebilir ve akıllı ürünler üreten kuruluşların inovasyon yapılarını ve stratejilerini organizasyon temelli inovasyondan ekosistem temelli inovasyona dönüştürmeleri büyük önem kazanmış durumdadır. İnovasyon ekosistemi konusundaki farklı bir araştırmada da Zahoor & Al-Tabbaa (2020) da ekosistemde yer alan kuruluşlar arası iş birliklerinin küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ’ler) inovasyonu üzerindeki önemli etkisinden söz etmektedirler.

2.4. Yenilikçilik ve Örgütsel Yapılarla İlgili Güncel Çalışmalar

Örgütlerin yapısal özelliklerinin yenilikçiliğe olan etkileri ile ilgili en eski çalışmalardan birinde Schumpeter (1942), örgütün ölçeği ve büyüklüğünün yenilikçiliğe etkisini, sağladığı avantaj ve dezavantajları ele alır. Schumpeter (1942) çalışmasında, ekonomik gelişim, girişimcilik ve yenilikçilik kavramlarını birlikte incelemiş, yenilikçiliğin türleri ve süreçleri hakkında da önemli görüşler ortaya atmıştır (King & Anderson, 1995). Burns & Stalker’ın 1961 tarihli çalışmasında ortaya koyduğu “organik örgütlerin yenilikçiliğe en uygun örgüt türü olduğu” görüşü uzun süre ve yaygın şekilde ge- niş kabul gördü (King & Anderson, 1995). Bu yapısal türlerin her ikisinin de farklı operasyonel alanların gereksinimlerini karşılamak için bir organizasyonun çeşitli bölümlerinde olabileceği yaklaşımı, örgüt yapısıyla ilgili diğer araştırmaları da etkileyerek bu alanda daha ileri çalışmalar için de ilham sağlamıştır (Lam, 2010). Benzer şekilde, organik örgüt yapılarının ele aldığı güncel bazı çalışmaların sonuçları da yenilikçiliğe en uygun yapının merkeziyetçilik ve formallik düzeyi yüksek, karma- şıklığı ise düşük organizasyon yapısı olduğunu göstermekteydi (King & Anderson, 1995). Schilling de, firmaların yapısal boyutlarını incelerken, örgütlerin yapısal boyutları olan formallik, standartlık ve merkezileşmenin, firmanın yeniliğe eğilimini ve yenilik çalışmalarındaki başarılarını önemli derece etkilediğini ifade etmektedir (Schilling, 2006).

Geleneksel olarak, örgütsel tasarım kuramcıları, öncelikle yapı türleri ve örgütlerin yenilikçi yetenekleri arasındaki ilişkiye odaklanmıştır (Lam, 2010). Daha sonra yapılan araştırmalarda ise, yenilikçiliğin gelişmesi ve örgütün çalışanları arasındaki etkileşimin artabilmesi için, daha fazla işlevsel bütünleşmeye sahip olduğu için “organik” yapılara ihtiyaç duyduğu öne sürülmeye başlandı (Jen- sen vd., 2007). Bu konuda yapılan pek çok araştırmada elde edilen bulgular, yenilikçilik özelliklerinin çeşitli bağlamlarda organik yapı özelliklerini benimseyen kuruluşlarda daha fazla olduğunu ortaya koymaktadır (Camison-Zornosa vd., 2004). Yenilikçilik ile örgütsel öğrenmenin organik örgüt yapısı ve rekabetçi performans arasındaki etkisinin incelendiği güncel bir çalışmada da belirtilen et- kinin dolaylı bir etki olduğu ancak sonuçlarının önemli olduğu sonucuna varılmıştır. (Mehmood vd., 2016).

Organik örgüt yapısının örgütün yenilikçilik yönünü desteklediğini gösteren pek çok çalışmanın yanında tam tersi yönde görüşlerin savunulduğu çalışmalara da rastlanmaktadır. Örneğin, Jansen, Van den Bosch & Volberda (2006) örgütlerde yüksek biçimlendirmenin, mekanik yapılarda olduğu gibi organik yapılarda da yenilikçiliği desteklediğini savunmaktadırlar. Ancak diğer yandan, basit, yalın ve bürokratik olmayan örgüt yapısının da her zaman ve tüm örgütler için yenilikçilik anlamına gelmeyebileceğini savunan görüşler de mevcuttur. Örneğin Tidd & Bessant, “doğru işe uygun doğru yapının yenilikçiliği destekleyeceği, ancak gevşek ve basit yapının bir örgüt için her zaman yenilikçilik özelliğini sağlayamayabileceğini” durumsallık bakış açısıyla savunurlar (Tidd & Bessant, 2009). Schilling, bir örgütün yenilikçiliğinin en temel olarak yapının standartlaşması ve süreçlerin tanımlı oluşuna bağlı olduğunu ifade der. Farkı oluşturan ise örgütü yöneten iradenin buna nasıl ve neye göre karar verdiğidir (Schilling, 2006).

Yenilikçi örgütlerin sahip olduğu yapısal özellikler ele alınırken, vizyon/liderlik, anahtar personel, ekip çalışması, katılımcılık, üretkenlik iklimi, yenilikleri izlemenin yanında doğru örgüt yapısına da bu özellikler arasında yer verilir (Tidd & Bessant, 2009). Pierce & Delbecq (1977) de bir örgüte yenilikçilik özelliği kazandıran beş temel örgütsel faktör olduğunu savunur:

  1. Farklılaşma: Farklı uzmanlıkları içeren heterojen bir yapıya sahip olmak yenilikçilikle doğrusal ilişkilidir.
  1. Profesyonellik: Deneyim, kendine güven vs. gibi özelliklere sahip olmak yenilikçilikle doğrusal ilişkilidir.
  1. Ademi merkeziyetçilik: Karar verme yetkisinin örgüte dağılmış olması yenilikçilikle doğrusal ilişkilidir.
  1. Formalleşme: Kural, prosedür ve standartların yaygınlığı yenilikçilikle ters yönlü ilişkilidir.
  1. Katmanlı yapı: Fikir birliği ve örgüt içi mobilizasyon derecesi yenilikçilikle ters yönlü ilişkilidir.

Başarılı ve etkin bir bilgi yönetimi süreci kurgulamış olan bir örgüt başarısız yenilikçilik faaliyetlerini de bir girdi olarak değerlendirme olanağı elde etmiş olur. Örgütsel öğrenme konusunda yapı- lan bazı araştırmalar da bu görüşü desteklemektedir (Khanna, Guler & Nerkar, 2016). Bu çalışmaya ait sonuçlar, örgütün aynı zamanda örgütsel öğrenmeye de uygun şekilde yapılandırılmasının yenilikçiliğe sağlayacağı olumlu katkının göstergesi olarak düşünülebilir. Ayrıca, takım yapısının güçlü olduğu ve takım hedefleri bakış açısıyla çalışan örgütlerde de yenilikçiliğin güçlü olduğu görülmektedir (Gong vd., 2013).

Damanpour & Wischnevsky (2006)’ye göre büyük ölçekli örgütler yenilikçiliğe ayırabilecekleri büyük maddi ve beşerî kaynaklara sahip olmalarına rağmen, onları daha az yenilikçi yapan pek çok engel ve kısıtla da mücadele etmek zorundadırlar. Örgütler ölçek olarak büyüdükçe daha bürokra- tik, şartlara ve değişimlere daha yavaş tepki veren, daha az risk alan ve yaratıcı düşünceye daha az değer veren bir hal alırlar. Nooteboom vd. (2007) de örgütler büyüdükçe koordinasyon maliyetlerinin artması, otonominin azalması, esnekliğin azalması ve yeni fikirlerin reddedilmesi olasılığını ar- tıran çoklu düzey hiyerarşi gibi sorunlarla uğraşmak zorunda kaldığını belirtir. Laforet (2013)’e göre ise, küçük ve orta boyutlu firmalar yenilikçilikte daha ekonomiktirler, yeni teknolojileri uygulamaya alırken değişimlere daha hızlı tepki verirler.

Örgütün büyüklüğü incelenirken, nicel olarak fiziksel kapasite (bir hastanedeki yatak sayısı), top- lam çalışan sayısı, girdi miktarı (belirli bir zaman aralığında kayıt olan öğrenci sayısı), çıktı miktarı, (belirli bir zaman aralığında yapılan satış miktarı), finansal kaynaklar (net varlıklar) ve direk veya lo- garitmik ölçümlerin karşılaştırılması gibi ölçütleri kullanmak mümkündür (Camison-Zornosa vd., özelliği de azalmaktadır. Her ne kadar ölçeğin radikal yenilikçiliğe pozitif etkisi bulunsa da, artımsal yenilikçilik üzerindeki kayda değer bir etkisi bulunmamaktadır (Fores & Camison, 2015; Dewar & Dutton, 1986; Germain, 1996). Benzer şekilde Dougherty & Hardy’nin (1996) yaptığı çalışma da ör- gütün boyutu ile radikal yenilikçilik arasında negatif korelasyon bulunduğunu göstermektedir.

Yapılan araştırmalarda yapısal faktörlerin örgütün yenilikçiliğine olan etkisinin yönü ve yoğun- luğu konusunda oldukça önemli ve değerli sonuçlar elde edilmiştir. Ancak bir yandan örgüt boyutunun örgütün yenilikçiliği konusunda en iyi gösterge olduğunu gösteren çalışmalar varken, bu özelliğin örgütün yenilikçiliği ile negatif yönlü ilişkisi olduğunu gösteren çalışmalar da mevcuttur. (Camison-Zornosa vd., 2004).

Örgütlerin büyüklüğü ile yenilikçilik özelliklerini inceleyen araştırmalarda birbiri ile uyuşmayan hatta yer yer tamamen çelişen sonuçlar da mevcuttur. Fores & Camison (2015)’a göre, büyük ölçekli firmalar daha fazla kaynak ve yetkinliğe sahiptirler ve bu durum onların mevcut bilgi alanlarını daha kolay geliştirmelerini sağlayarak onları yenilikçilik performansı konusunda daha avantajlı hale ge- tirir. Ar-Ge çalışmaları da dolayısıyla büyük ölçekli firmalar için daha kolay ve olanaklı hale gelmiş olur. Ancak aynı zamanda büyük ölçekli firmalarda yenilikçilik faaliyetlerini engelleyebilecek bürokratik ve yapısal atalet kaynakları yaratır. Bu nedenlerden ötürü Fores & Camison (2015) gerçekleştirdikleri araştırmada, örgütlerin boyutları büyüdükçe artımsal yenilikçilik özelliğinin artacağı, radikal yenilikçilik özelliğinin ise tam tersine azalacağı varsayımı ile hareket etmişlerdir. İspanyol en- düstri firmaları üzerinde yaptıkları araştırmanın sonuçları da bu varsayımları doğrulamaktadır. Ayrıca aynı araştırmanın sonuçlarına göre, örgütün yaşı ile örgütün artımsal veya radikal yenilikçilik özelliği arasında kayda değer bir ilişki bulunmamaktadır.

  1. Metot

Araştırmaya örgüt yapısının yapısal ve durumsal faktörleri ve yenilikçiliğe ait değişkenler ara- sındaki ilişkilerin varlığını ve düzeyini belirleyen incelemelerle başlandı. Kavramsal yapılara yöne- lik detaylı inceleme çalışması sonunda, söz konusu yapısal özelliklerin yenilikçilik özellikleriyle birlikte ele alınarak derinlemesine irdelenmesi gerekliliği anlaşıldı. Çeşitli kaynaklardan elde edilecek zengin veri kümelerine ihtiyaç olacağı ve bu nitelikteki bir verinin nicel yöntemler kullanılarak yete- rince derinlemesine incelenemeyeceği düşünülerek araştırmada nitel bir yaklaşım tercih edildi. Bu araştırmadaki ağırlıklı ve en önemli veri kümesini sağlayan yüz yüze görüşmeler, LeCompte & Go- etz (1982)’in sınıflandırmasında yer alan üç tür veri olan “çevre, süreç ve algı” ile ilgili oldukça kap- samlı ve derinlikli veriyi sağlamaktadır.

Araştırma kapsamında yapılacak olan görüşme, gözlem ve doküman incelemeleri; birinci kı- sımda detaylı olarak ele alınmış olan, örgütlerin yapısal ve durumsal faktörleri ile yenilikçilik değiş- kenleri etrafında şekillendirildi. Buna göre, incelemelerde; örgütlerin yaş ve büyüklük, çevre, teknik sistem ve güç gibi durumsal faktörlerinin yanında, uzmanlaşma, formalleşme, eğitim/doktrinleme, birimlerin gruplanması, birim büyüklüğü, planlama/kontrol, ilişki düzenlemeleri ve dikey/yatay ademi merkeziyetçilik özelliklerini somut ortaya koyup detaylandıran bir yaklaşım benimsendi. Ör- gütlerin yenilikçilik düzeylerinin ise; devreye alınan yeni teknolojik ve örgütsel araç/süreçler, yenilikçilik çalışmalarına ayrılan bütçe ve kaynaklar, yenilikçi ürün/hizmetlerin portföydeki oranı, sahip olunan patent & telifler, yeni ürün/hizmetlerin sunum hızı konularındaki yaklaşımları incelenerek değerlendirilmesi kararlaştırıldı.

Şekil 1. Kavramsal Çerçeve

 

Belirtilen kavramsal yapılar arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçlayan bu çalışma Türkiye Bankacılık sektöründe yer alan kurumlar üzerinde gerçekleştirildi (Türkiye Bankalar Birliği, 2017). Türkiye’de yerleşik kamu ve özel bankaların üst düzey yöneticilerine yönelik pilot görüşmeler yarı açık uçlu sorular kullanılarak gerçekleştirildi. Sektörle doğrudan etkileşimi bulunan düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar, uzman danışmanlık firmalarıyla yapılacak görüşmeler, gözlem bilgileri ve kapsamlı doküman incelemeleri de kullanılarak ortaya çıkan sonuçlar analiz edildi. Pilot çalışmada elde edilen sonuçlar üzerinde yapılan ilk analizler sonrasında revize edilen soru listesi ile araştırmaya devam edildi.

Araştırmada ele alınan ilişkilerin mümkün olan en açık ve ayrıntılı biçimde araştırılması, ta- nımlanması ve açıklanabilmesi için “yöntem çeşitlemesi” kullanıldı (Yıldırım & Şimşek, 2005). Sa- dece görüşme sorularına verilen cevapların incelenmesiyle sınırlı kalınmadan, görüşmelerden elde

edilen veriler, gözlem ve doküman incelemelerden elde edilen verilerle de karşılaştırıldı. Katılımcı- larla yapılan pilot görüşmeler ve sonrasında gerçekleştirilen derinlemesine mülakatlarda elde edi- len veriler, görüşmelerde alınan gözlem notlarıyla karşılaştırılıp birleştirildi. Toplam 15 adet katılım- cıyla yüz yüze veya telefon mülakatı şeklinde yapılan görüşmelerden elde edilen transkripsiyonlar içerik kontrolü ve uygunluk değerlendirmesi için katılımcıya iletildi. Katılımcının uygun olarak ilet- tiği transkripsiyonlar, yaklaşık 400 adet doküman, pilot çalışma soruları, gözlemci değerlendirme- leri, akademik ve uzman görüşlerinden oluşan ham veri düzenlenip kategorize edilerek veri analiz uygulamasıyla analiz edildi.

 

Araştırma kapsamında incelenen dokümanlar; öncelikli olarak Türkiye bankacılık sektöründe yer alan özel bankalar ve kamu bankaları olmak üzere, sektöre hizmet veren danışmanlık firmaların- dan, düzenleyici ve denetleyici kamu kuruluşlarından elde edilen genele açık dokümanlar (organi- zasyon şemaları, strateji dokümanları, misyon/vizyon ve hedef ifadeleri, ürün/hizmet katalogları, fa- aliyet raporları, bütçe raporları, eğitim programları vb.) bu incelemelerde kullanıldı. Ayrıca, BDDK, TCMB, TÜİK, TBB vb. gibi düzenleyici kuruluşların periyodik olarak yayımladıkları analiz, rapor ve incelemelerden de yararlanıldı.

 

Doküman incelemesi metodunun güçlü yönleri ile zayıf yönleri ve sınırlılıkları da araştırmanın bu dikkate alınarak edinilen araştırma materyallerin geçerliliği ve çalışmaya pozitif katkısı kontrol altında tutuldu (Bailey, 1982). Dokümanlara ulaşma aşamasında, hangi dokümanlara spesifik ola- rak gereksinim olacağı, hangi yöntemlerle, nasıl ve nereden edinilebileceği başlangıçta tasarlandı. Araştırma açısından önemli ve yararlı olmayan dokümanlar için gereksiz yere zaman harcamamak için planlama aşamasında gerekli önem ve dikkat verildi (Forster, 1995). Dokümanların orijinalliğini kontrol etme aşamasında, öncelikle hangi dokümanların kullanılmasının daha uygun olacağı belir- lenirken, bu dokümanların serbest erişime ve paylaşıma açık olduğu ve araştırmada kullanılmasının herhangi bir yasal ve mevzuat sorununa yol açmayacağı kontrol edildi. Bu konuda bankaların ku- rumsal iletişim departmanlarıyla iletişime geçilmekle birlikte, veri toplama faaliyeti ağırlıklı olarak açık kaynaklar üzerinden gerçekleştirildi.

 

Daha sonraki aşamada, sırasıyla dokümanları anlama, veriyi analiz etme ve kullanma aşamasının gerekleri yerine getirildi. Elde edilen görüşme çözümlemeleri, gözlem notları ve doküman inceleme- leri hem betimsel hem de içerik analizi açısından incelendi. Wolcott (1994)’ün veri analizinde öner- diği yönteme uygun şekilde; görüşme sorularına verilen sözel cevaplara mümkün olduğu kadar sa- dık kalarak görüşmecilerin ifadeleri büyük ölçüde doğrudan alıntılarla çalışmaya aktarıldı. Görüşme ortamı, görüşmecilerin tavır ve davranışları, ima yoluyla aktardıkları bilgiler de hem görüşmecilerin ifade etmeye çalıştıkları anlamı koruyarak, hem de araştırmacının gözlemleriyle birlikte, kavramlar ve temalar arası ilişkileri koruyacak şekilde araştırma sonuçlarına aktarıldı. Tercih edilen bu yakla- şımda yer alan öznelliğin, araştırma verilerini açıklamaya, anlamlı ve yapısal bir formu ön plana çı- karmaya yönelik olduğu için araştırmanın nesnelliğine ve geçerliliğine herhangi bir olumsuz katkı sağlamayacağı düşünüldü.

Betimsel analiz sırasında, araştırmanın kavramsal yapısını oluşturan tüm sözcük, tanım ve ifade- ler hem gerçek hem mecaz hem de konuşma dilindeki yaygın kullanımlar dikkate alınarak bir araya getirildi ve veriyle eşleştirilmeye çalışıldı. Bir araya getirilen araştırma ham verisinin içerisinde yer alan ifadeler gereksiz tekrarlardan arındırıldı, yarım kalmış olan düşünceleri gösteren ifadeler, görüş- mecinin amacını doğru yansıtacak şekilde tamamlanarak araştırmaya dahil edildi.

 

 

  1. Bulguların Değerlendirilmesi

 

Veriyi analiz etmeye ve analizlerin sonunda ortaya çıkacak olan sonuçları anlamaya yarayacak olan kuramları oluşturmak için, araştırma kapsamında toplanan verilerden yola çıkarak başlan- gıçta ön görülmeyen birtakım sonuçları birbiriyle ilişkileri içinde açıklayan bir yaklaşım tercih edildi (Glaser, 1978). Ayrıca araştırmacının Türkiye Bankacılık sektörü içerisindeki uzun süreli profesyo- nel iş deneyimi, çalışmaya tam katılımcı olarak katkı sağlamasına imkân sağlamış oldu (Berg & Lune,

2019).

 

Öncelikle araştırmanın kavramsal yapı kısmında belirlenen yapısal boyut grubu (Durumsal Fak- törler, Yapısal Faktörler, Yenilikçilik) kullanılarak, pilot çalışmadan elde edilen ön sonuçlarla da uyumlu olmak üzere toplam 19 adet kod (node) başlangıç aşamasında veri analiz uygulaması üze- rindeki kod sistemi üzerinde “kod” ve “alt kod” olarak tanımlandı. Verilerin kodlama işlemi tamam- landıktan sonra oluşturulan ilişki modeli ve kodlamaya (nodes) bağlı “referans yoğunluğu” kullanı- larak elde edilen sonuçlar söylem analizi tekniğinden de yararlanılarak analiz edildi. Böylece elde edilen verinin içerdiği anlam, görüşmelerde ortaya konan metinle ele alınarak aslında ne ifade edildiğine, söylemin bağlamıyla birlikte odaklanılmış oldu. Örnek olarak, görüşmecilerin ifadelerde tercih ettikleri özne ve zamirlerle farkında olmadan örgütsel yapıya ait sorumlulukları işaret etmekte oldukları, söylem analiziyle anlaşılmış oldu. Yapılan analizlerde, 4 adet kod grubu içerisinde ve top- lam 30 adet kod üzerinde toplam 437 adet referans tespit edildi. Bu sonuçlara bağlı olarak araştırmanın kavramsal çerçevesi de belirlenen kod ve referanslara göre revize edildi.

Şekil 2. Kavramsal Çerçeve (Revize)

 

Not: Şemada üç yıldız işaretiyle belirtilen faktörler, araştırma aşamasında tespit edilerek kavramsal çerçeveye ilave edilenleri işaret etmektedir

Referans yoğunluğu ve kodlar arası bağlantı ilişkilendirmesine göre; durumsal faktörler içeri- sinde Çevre (36/108), Rekabet (25/108) ve Teknik Sistem’in (12/108) diğer faktörlere göre belir- gin derecede öne çıktığı görülmektedir. Bu sonuçlar; belirtilen faktörlerin yenilikçiliğe olan etkisini ele alan önceki çalışmaları büyük ölçüde destekler niteliktedir. (Zeng vd., 2017; Jiménez-Jiménez & Sanz-Valle, 2008; Garcia-Zamora, Gonzalez-Benito & Munoz-Gallego, 2013; Mehmood vd., 2016; Boer & During, 2001; Kocel, 2001)

 

Büyüklük (5/108) ve Yaş (5/108) faktörlerinin ise yenilikçiliğe etkisinin diğer faktörlere göre oldukça düşük düzeyde olduğu anlaşılmaktadır. Bu sonuçlara göre, örgütün içinde sürekli olarak etkileşimde bulunduğu çevreyle sahip olduğu yapısal özellikleri oluşturan ekosistemle olan ilişkileri yenilikçiliğini önemli derecede etkilemektedir. Rekabet faktörünün de benzer şekilde yüksek puan alması, ekosistemle ilişkilerin etkisini destekleyen ve tamamlayan bir sonuç olarak değerlendirilmiş- tir. Elde edilen sonuçlar; büyüklük ve yaşın diğer faktörlere göre etkisinin daha düşük düzeyde olsa

da işletmelerde yenilikçiliğe etkisini savunan alan yazın ve saha çalışmalarını destekler niteliktedir

(Schilling, 2006; Laforet, 2013; Garcia-Zamora, Gonzalez-Benito & Munoz-Gallego, 2013; Rhéaume

& Gardoni, 2015; Fores & Camison, 2015). Ayrıca sonuçlar bu etkinin örgüt büyüdükçe artan koor- dinasyon maliyetleri, azalan otonomi ve esneklik ve yenilikçi fikirlerin reddedilmesi olasılığını artı- ran karmaşık hiyerarşi gibi dolaylı nedenlerden kaynaklandığını gösteren çalışmalarla da uyumlu- dur (Nooteboom vd., 2007).

 

Yapısal faktörlerin yenilikçiliğe etkisini incelendiğinde ise Erişim ve İş birliği (20/115), Dikey/Ya- tay Ademi Merkeziyetçilik (18/115) ve İlişki Düzenlemeleri’nin (18/115) en yüksek etkiye sahip ol- duğu görülmektedir. Bu sonuçlar; bürokratik yapılarda ortaya çıkan merkezileşme eğilimlerinin ye- nilikçiliği azalttığını belirten ve yapısal boşlukları daha fazla barındıran örgüt yapılarının da kapalı ve birbiriyle daha bağlantılı ağ yapısına sahip örgütlere göre daha fazla sayıda ve daha orijinal fikir üretebildiğini öne süren araştırma sonuçlarıyla paralellik göstermektedir (Micheli vd., 2012; Carna- buci, 2015). Benzer şekilde bu sonuçlar, yenilikçilik aktivitelerinin genelde örgütler arası iş birlikle- rinde ve örgüt içi bilgi aktarımının yoğunlaştığı kesişim noktalarında ortaya çıktığını savunan araş- tırma sonuçlarını da desteklemektedir (Alexander & Knippenberg, 2014). Ayrıca takım yapısının güçlü olduğu ve takım hedefleri bakış açısıyla çalışan örgütlerde yenilikçiliğin güçlü olduğu da an- laşılmaktadır (Khanna, Guler & Nerkar, 2016). Planlama / Kontrol (16/115), Doktrinleme (14/115) ve Formalleşme (13/115) faktörlerinin yenilikçiliğe orta düzeyde, Uzmanlaşma (9/115), Birimlerin Gruplanması (5/115) ve Birim Büyüklüğü (2/115) faktörlerinin ise görece düşük etkiye sahip yapısal faktörler olduğu anlaşılmaktadır.

 

Yenilikçilik boyutları içerisinde yapılan değerlendirmeler içerisinde ise; en yüksek referans yo- ğunluğunu Kurum Kültürü & Üst Yönetim Desteği (30/182), Bütçe ve Kaynaklar (29/182) ve Tek- nolojik/Örgütsel Araç ve Süreçler (29/182) faktörlerinin aldığını görüyoruz. Buna göre; üst yönetim desteğini sağlayarak yenilikçi kurum kültürünü çalışanlarında cesaret ve özgüven hissettirecek şe- kilde geliştiren ve gerekli bütçe ve kaynaklar ile teknolojik araç ve süreçleri örgütün kullanımına su- nabilen kurumlar yenilikçi olarak kabul ediliyor. Bu anlamda yenilikçi örgütlerin sahip olduğu ya- pısal özelliklerin ele alındığı araştırmalarda belirtilen özelliklerle önemli benzerlikler görülmüştür (Tidd & Bessant, 2009). Benzer şekilde başarılı yeniliğin pahalı olduğunu, kaynak ve zaman gerek- tirdiğini belirten Garcia-Zamora, Gonzalez-Benito & Munoz-Gallego (2013) ve daha fazla kaynak ve yetkinliğe sahip firmaların mevcut bilgi alanlarını daha kolay geliştirmelerini sağlayarak onları yeni- likçilik performansı konusunda daha avantajlı hale getireceğini savunan Fores & Camison (2015) ile de uyumlu sonuçlar görülmektedir. Buna göre bir şirketin yenilikçiliğe ayırabileceği araştırma kapa- sitesi, pazarlama becerileri, finansal özerklik ve başarılı yeni fikirlerin geliştirilmesi ve uygulanma- sına ilişkin deneyim başarıyı doğrudan etkiler. Diğer yandan; Yeni Ürünlerin Sürüm Hızı (7/182) ve Sahip Olunan Patent ve Telifler (10/182) faktörlerinin yenilikçilik boyutları içerisinde yapılan değer- lendirmeler içerisinde ise en düşük referans yoğunluğuna sahip oldukları anlaşılıyor. Yasa, Mevzuat ve Regülasyonlar (12/108) ise yenilikçiliğe orta düzeyde etki etmektedir.

Ayrıca araştırma kapsamında incelenen faktörler, referans yoğunlukları ve bu referansların ağır- lık puanlarına göre gruplandığında, örgütü meydana getiren yapısal unsurların örgütün inovatif yet- kinliğine olan bileşik etkilerinin ‘çevre, insan ve araç & süreç’ eksenleri üzerinde dağılım gösterdiği ve bu unsurların bir fonksiyonu olarak değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır. Araştırmanın sonuçla- rının işaret ettiği bu etkileşim, ilgili alan yazında sıklıkla yer verilen ve örgütleri içinde yer aldığı çev- reden bağımsız olarak ele alan yaklaşımlara alternatif bütüncül bakış açısı sağlayabilir.

 

Araştırma sonuçları ayrıca, örgütün “yenilikçilik vizyonu ve yenilikçiliğe yönelik stratejileri”; ör- gütün “planlama ve kontrol” alanındaki yaklaşımları başta olmak üzere, farklı departmanlarda bulu- nan farklı ekiplerin sahip oldukları çeşitli uzmanlıkları birleştirerek birlikte çalışabilmesini sağlayan örgüt içi iş birliğinden önemli düzeyde etkilendiğini de göstermektedir. Benzer şekilde; kurumsal or- tak bilgi, deneyim ve formasyonu örgüt geneline yayan eğitim ve doktrinleme çalışmaları ile bilginin kullanım koşullarını ve kurallarını düzenleyen ilişki düzenlemeleri de yenilikçilik üzerinde önemli şekilde etkilidir. Durumsal faktörler açısından ele aldığımızda ise, örgütün sahip olduğu teknik sis- tem unsurlarının yanında, içinde yer aldığı çevresel ve rekabet faktörlerinin ve örgütün yaşının “ye- nilikçilik vizyonu ve yenilikçiliğe yönelik stratejilere” etkisinin olduğu görülmektedir.

 

Çalışmanın söylem analizi kapsamında, görüşmecilerin sorulara cevap verirken kullandıkları dil özellikleri ve zamir vurguları dikkat çekici bulunmuştur. Bu yaklaşımdan hareket edilerek, analizin başlangıç aşamasında ön görülmemiş olan yeni boyut grubu olan “Eylem Odağı” da dördüncü bo- yut grubu olarak çalışmaya dahil edildi. Bu ifade tercihlerinin, söz konusu yaklaşımla birlikte gelen iş, görev sorumlulukların, hangi örgütsel düzeyde ele alınması gerektiğiyle ilgili görüş ve düşünceleri yansıtıyor olabileceği değerlendirilmiştir.

 

Ayrıca büyüklük ve yaş gibi durumsal faktörlerin yenilikçiliğe etkisi oldukça düşük seviyede or- taya çıkmaktadır. Buna göre, büyük ve köklü bir yapıya sahip olmanın bir örgüte sağladığı maddi ve beşerî avantajlar, ya da örgütü benzer örneklerine göre stratejik olarak daha çok zorlayan dezavan- tajların örgütün yenilikçiliğine etkisi beklenenin aksine çok düşüktür. Konuyla ilgili olarak yapılmış bazı önemli çalışmaların sonuçlarıyla çelişen bu sonuç da dikkat çekicidir.

 

 

  1. Sonuç, Kısıtlar ve Gelecek Çalışmalar

 

Örgüt yapısının sahip olduğu durumsal ve yapısal faktörlerin tamamını bir bütün olarak ele al- mak ve bu faktörlerin yenilikçilik faktörlerine etkisini bileşik olarak incelemenin, belirtilen faktör

lerin tekil olarak ele alınıp derinlemesine inceleme fırsatını engellemiş olması, çalışmanın benzeri diğer çalışmalardan ayrıştığı temel nokta olması yanında bu çalışmanın en önemli kısıtıdır. Ancak örgüt yapısını meydana getiren durumsal ve tasarımsal yapı özellikleri bir bütün olarak ele alıp, söz konusu unsurların birbirleriyle olan etkileşimlerini de hesaba katarak örgütün yenilikçiliğe etkile- rini çok boyutlu olarak inceleyebilmek için bu yönde ilerlenmesi de araştırmanın özgünlüğü açısın- dan bir temel zorunluluktu.

 

Ayrıca araştırmanın çalışma alanı olarak, Türkiye’deki sektörler içerisinde en ağır şekilde regüle edilen, sahip olduğu örgütsel verinin çoğunlukla “çok gizli” olarak sınıflandırıldığı bu sektörün ter- cih edilmiş olması araştırmanın diğer önemli kısıtlarıdır. Araştırmanın veri toplama aşamasında, pek çok değerli bilgiye ulaşmak belirtilen kısıt nedeniyle ya çok zor olarak gerçekleşti ya da bazı du- rumlarda mümkün olmadı. Ancak hem özel bankalar hem kamu bankalarının hem de denetleyici / düzenleyici kurumların genel kullanıma açık bilgi ve belge paylaşımları belirtilen bu kısıtın araştır- manın geçerliliğini olumsuz etkilemesinin önüne geçti.

 

Benzer şekilde yüz yüze mülakatlar için bankaların üst düzey yöneticilerinin tercih edilmiş ol- ması da araştırmada önemli bir kısıt oluşturmuştur. Hem araştırmanın konu başlıklarının önem ve kritikliği, rekabet ve gizlilik gibi hususlar hem de sahip oldukları yüksek iş yoğunluğu nedeniyle üst düzey yöneticilerle yapılan görüşmelerin organize edilmesi çok büyük zorluklarla gerçekleştirildi. Açık yüreklilik ve centilmenlikle bu görüşmelere zaman ayırıp değerli bilgi ve yorumlarını araştırma için paylaşan saygıdeğer yöneticilerimizin yanında, bunun en az birkaç katı sayıda görüşme için ran- devu başvurumuz maalesef olumsuz karşılandı. Ancak belirtilen düzeydeki yönetim fonksiyonunu icra eden deneyimli yöneticilerin araştırma konusuyla ilgili sağlayacağı kritik katkının değeri nede- niyle bu yönde ilerlenmiş oldu.

 

Bulguların değerlendirilmesi kısmında belirtilen ve örgüt yapısının örgütün inovatif yetkinliğine olan bileşik etkilerinin ‘çevre, insan ve araç & süreç’ unsurlarının bir fonksiyonu olarak değerlendiri- lebileceği şeklinde ifade edilen bakış açısının ‘inovasyon ekosistem yaklaşımı’ şeklinde bağımsız bir araştırma ile ele alınması ve elde edilen sonuçların bu araştırmanın sonuçlarıyla karşılaştırılması söz konusu alan yazına önemli katkılar sağlayacaktır. Ayrıca büyüklük ve yaş gibi durumsal faktörlerin etkisinin beklenenin aksine çok düşük seviyede ortaya çıkması da belirtilen faktörlerin örgütsel ye- nilikçiliğe etkisi konusunda daha fazla ve güncel çalışmalar yapılması gerektiğine işaret etmektedir. Özellikle pandeminin etkisiyle ortaya çıkan yeni örgütsel çalışma koşullarının yapısal faktörler üze- rinde gerçekleştireceği etkinin incelenmesi yararlı olacaktır. Söz konusu paradigma değişikliğinin inovasyon ekosistemi üzerinde önemli ve kalıcı etkileri olabileceği düşünülmektedir.

KAYNAKÇA

Alexander, L. & Knippenberg, D. (2014). Teams In Pursuit Of Radical Innovation: A Goal Orientation Perspective.

Academy of Management Review. 39 (4), 423-438.

Annala, U. & Forsman, H. (2011). Small enterprises as innovators. The shift froma lowperformer to a high performer. International Journal of Technology Management. 56 (2/3/4), 154-171.

Bailey, K. D. (1982). Methods of Social Research (2. Baskı). New York: The Free Press.

Berg, B. L. & Lune. H. (2019). Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri. California: Pearson.

Boer, H. & During, W. (2001). Innovation, what innovation? A comparison between product, process, and organizational innovation. International Journal of Technology Management. 22 (1-3), 83–107.

Budde, B., Alkemade, F. & Weber, M. (2012). Expectations as a key to understanding actor strategies in the field of fuel cell land hydrogen vehicles. Technol. Forecast. Soc. Chang. 79, 1072-1083.

Camison-Zornosa, C., Lapiedra-Alcami, R., Segarra-Cipres, M. & Boronat-Navarro, M. (2004). A Meta-analysis of Innovation and Organizational Size. Organization Studies SAGE. 25 (3), 331-361.

Carnabuci, G. & Dioszegi, B. (2015). Social Networks, Cognitive Style, And Innovative Performance: A Contingency Perspective. Academy of Management Journal. 58 (3), 881-1042.

Daft, R. (2006). Organization Theory and Design. Mason: South-Western Cengage Learning.

Damanpour, F. (1991). Organizational Innovation: A Meta-Analysis Of Effects Of Determinants and Moderators.

Academy of Management Journal. 34 (3), 555-590.

Dewar, R. & Dutton, J. (1986). The adoption of radical and incremental innovations:An empirical analysis.

Management Science. 31 (11), 1422-1433.

Dougherty, D. & Hardy, C. (1996). Sustained product innovation in large, mature organizations: Overcoming innovation-to-organization problems. Academy of Management Journal. 39 (5), 1120-1153.

Felin, T. & Powell, T. (2016). Designing Organizations for Dynamic Capabilities. University of California, Berkeley. 58 (4), 78-96.

Fores, B. & Camison, C. (2015). Does incremental and radical innovation performance depend on different types of knowledge accumulation capabilities and organizational size? Journal  of Business Research, Elsevier. 69 (2), 831-848.

Forster, N. (1995). The analysis of company documentation. Qualitative methods in organizational research: A

practical guide. London: Sage.

Garcia-Zamora, E., Gonzalez-Benito, O. & Munoz-Gallego, P. (2013). Organizational and environmental factors as moderators of the relationship between multidimensional innovation and performance. Innovation: Management, Policy & Practice. 15 (2), 224-244.

Germain, R. (1996). The role of context and structure in radical and incremental logistics innovation adaption.

Journal of Business Research. 35, 117-127.

Glaser, B. (1978). Theoretical sensitivity. San Francisco: University of California.

Gong, Y., Kim, T.-Y., Lee, D.-R. & Zhu, J. (2013). A Multilevel Model Of Team Goal Orientation, Information

Exchange, And Creativity. Academy of Management Journal. 56 (3), 827-851.

Jansen, J., Van den Bosch, F. & Volberda, H. (2006). Exploratory innovation, exploitative innovation, and performance: Effects of organizational antecedents and environmental moderators. Management science. 52 (11), 1661-1674.

Jay, J. (2013). Navigating Paradox As A Mechansim of Change And Innovation In Hybrid Organizations.

Academy of Management Journal. 59 (1), 137-159.

Jensen, M., Johnson, B., Lorenz, E. & Lundva, B. (2007). Forms of knowledge and modes of innovation. Research

Policy. 36 (5), 680-693.

Jiménez-Jiménez, D., & Sanz-Valle, R. (2008). Could HRM support organizational innovation? International

Journal of Human Resource Management. 19 (7), 1208-1221.

Khanna, R., Guler, I. & Nerkar, A. (2016). Fail Often, Fail Big, And Fail Fast? Learning From Small Failures And

R&D Performance In the Pharmaceutical Industry. Academy of Management Journal. 59 (2), 436-459. King, N. & Anderson, N. (1995). Innovation and Change in Organizations. London: Cengage Learning.

Kocel, T. (2001). İşletme Yöneticiliği. İstanbul: Beta.

Laforet, S. (2013). Organizational innovation outcomes in SMEs: Effects of age, size, and sector. Journal of World

Business. 48 (4), 490-502.

Lam, A. (2010). Innovative organizations: Structure, learning, and adaptation. Madrid, Spain: BBVA.

LeCompte, M. D. & Goetz, J. P. (1982). Ethnographic Data Collection in Evaluation Research. Educational

Evaluation and Policy Analysis. 4 (3), 387-400.

Levinthal, D. & March, J. (1993). The myopia of learning. Strategic Management Journal. (14), 95-112. Mehmood, K., Sonia, F. & Umar, A. (2016). Impact of Organic Structure on Competitive Performance of

Pharmaceutical Companies in Pakistan: Study of Mediating Roles. Pakistan Journal of Social Sciences

(PJSS). 36 (2), 821-834.

Micheli, P., Schoeman, M., Baxter, D. & Goffin, K. (2012). New business models for public-sector innovation:

successful technological innovation for government. Research-Technology Management. 55 (5), 51-57. Mintzberg, H. (1979). The structuring of organizations. Engle-wood Cliffs. New York: J: Prentierg ce‐Hall, inc. Nisar, A., Palacios, M. & Grijalvo, M. (2016). Open Organizational Structures: A New Framework for the Energy

Industry. Journal of Business Research. (69), 5175-5179.

Nooteboom, B., Haverbeke, V., Duysters, W., Gilsing, V. & Van den Oord, A. (2007). Optimal cognitive distance and absorptive capacity. Research Policy. (36), 1016-1034.

Oliveir, F. & Marzábal, O. R. (2019). Structural characteristics and organizational determinants as obstacles to innovation in small developing countries. Technological Forecasting and Social Change. (140), 306-314.

Perrow, C. (1967). A Framework for the Comparative Analysis of Organizations. American Sociological Review.

32 (2), 194-208.

Pierce, J. & Delbecq, A. (1977). Organization Structure, Individual Attitudes and Innovation. The Academy of

Management Review. 2 (1), 27-37.

Rhéaume, L. & Gardoni, M. (2015). Strategy-making for innovation management and the development of corporate universities. International Journal on Interactive Design and Manufacturing (IJIDeM). 10 (1), 73-84.

Schilling, M. A. (2006). Strategic Management of Technological Innovation. New York: McGraw-Hill. Schumpeter, J. A. (1942). Capitalism, Socialism and Democracy. New York: Harper.

Sharmelly, R. (2017). Crafting a winning innovation strategy. Strategic Direction. 33 (3), 8-11. Tidd, J. & Bessant, J. (2009). Managing Innovation. London: Wiley.

Tidd, J., Bessant, J. & Pavitt, K. (1997). Integrating Technological, Market and Organizational Change: Managing

Innovation. London: Wiley

Türkiye Bankalar Birliği (2017). İstatistiki Raporlar / Banka, Çalışan ve Şube Bilgileri Raporu. (TBB-Eylül

2017).   https://www.tbb.org.tr/Content/Upload/istatistikiraporlar/ekler/851/Banka_Calisan_ve_Sube_ Sayilari-Eylul_2017.pdf

Wolcott, H. F. (1994). Transforming Qualitative Data: Description, analysis and interpretation. Newbury Park, CA: Sage.

Yıldırım, A. & Şimşek, H. (2005). Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri. İstanbul: Seçkin

Yılmaz, H. (2016). Stratejik İnovasyon Yönetimi. İstanbul: Beta

Yin, D., Ming, X. & Zhang, X (2020). Sustainable and smart product innovation ecosystem: An integrative status review and future perspectives. Journal of Cleaner Production. 274, 123-128.

Zahoor, N. & Al-Tabbaa, O. (2020). Inter-organizational collaboration and SMEs’ innovation: A systematic review and future research directions. Scandinavian. Journal of Management. 36 (2), 101-109.

Zeng, J., Zhang, W., Matsui, Y., & Zhao, X. (2017). The impact of organizational context on hard and soft quality management and innovation performance. International Journal of Production Economics. (185), 240-251.