Şirketlerde Zoru Başarmak İçin Yönetim: Aşı Modeli Pifzer & BioNTech Meydan Okuması!

Geçen yıl herkesin nefesini kesti! Her alanda tahmin edilmesi çok zor gelişmeler yaşandı. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayrıştırmak nerdeyse imkânsız hale geldi. Bütün insanlık yeni bir meydan okuma ile karşı karşıya kalmıştı! Salgın bütün ülkelere dalga dalga yayılmaya başlamıştı. Korku, endişe ve umutsuzluk her geçen gün güçlenen duygular haline gelmişti.

Bütün dünyada büyük bir arayış ve çözüm için girişimler başladı. Bu süreçte çözüm ortağı olarak çalışan Pifzer ve BioNTech bu konulara odaklanan önemli şirketlerdi. İnsanlığın karşı karşıya kaldığı bu zor durumda bir çözüm olabilecekler miydi? Gelişmeler de bütün insanlığın aleyhine işlemeye devam ediyordu. Her gün binlerce can kaybı ve yeni hastalar ülkelerin sınırlarını ve kapasitelerini zorlamaya başlamıştı…Birçok ülke vatandaşlarının temel sağlık ihtiyaçlarına cevap vermekte zorlanmaya başlamıştı…

Acil servis yönetimi yaklaşımı ile şirketler en iyi ekiplerini güvenilir bir akademik çalışma modeli ile tasarladılar.  En az hata ve en hızlı şekilde aşıyı geliştirmek için insanlığın karşı karşıya kaldığı bu yeni tehdide karşı büyük bir mücadele başlattılar. Amaç hızlı ve etkin bir çözüm bularak geleceğe güvenle ve umutla yeniden bakabilmekti!

Pifzer ve BioNTech şirketlerinin ezber bozan başarıları büyük bir mücadele ve çaba ile oldu. Nerdeyse 24 saat çalışan bilim adamları, uzmanlar ve güçlü bir ekip çalışması kısa süre içerisinde etkin sonuçlar veren aşının gelişmesini sağladılar. Yaklaşık olarak 3 Milyar Dolar yatırımla umut olmak için büyük bir mücadele başlattılar. Bu süreçte şirketler geleneksel yönetim modelinden vazgeçerek normalden farklı düşünme yaklaşımı ile yenilikçi ve çözüm odaklı ürün geliştirme çabası içerisine girdiler.

BioNTech ve Pifzer’in bu süreçteki çalışma ve yönetim modelini HBR’ye Genel Müdür Albert Baourla şu şekilde ifade etmiştir:

“Birincisi ve en önemlisi, başarı bir ekip işidir. Şirketimizdeki ve BioNTech’teki üst düzey yöneticilerden imalat ve nakliye personeline kadar her bir kişi, aşımızın geliştirilmesinde etkili oldu. Hafta sonları ve tatillerinden vazgeçen, ailelerini görmeden aylarca süren, daha önce hiç olmadığı kadar çok ve saatler süren ekip üyelerinin muazzam fedakarlıkları olmasaydı, asla başaramazdık.

İkincisi, Covid-19 aşısını şirketler ancak yatırımın geri dönüşü hiçbir zaman dikkate alınmadığı için mümkün oldu. Misyonu göz önünde bulundurarak ilerledik.

Üçüncüsü, doğru amaca uygun olarak ay yolculuk meydan okumasıdır. Her türlü riski alarak bilinmeyene doğru yola çıkıldı.

Dördüncüsü, büyük bir hedef belirlediğinizde, ona ulaşmak için gereken ezber bozan düşünceyi teşvik etmelisiniz. Geçmişte işe yarayan şeyler size yeni bir gerçeklik inşa etmiyor.

Başarının beşinci anahtarı, bilim adamlarımızı finansal kaygılardan izole etmemiz ve onları aşırı bürokrasiden kurtarmamızdı. Yönetim kurulumuz bunun yüksek riskli bir çaba olduğunu kabul etti ve bize gerektiği gibi harcama olanağı sağladı.

Altıncı ve son olarak özellikle kriz anında işbirliğini benimseme ihtiyacıdır. Söylediğim gibi, BioNTech ile Covid-19 üzerindeki çalışmalarımız nihai bir sözleşme olmadan başladı.”

Sonuç olarak yaklaşık olarak 3 milyar dolarlık bir yatırım olan BioNTech & Pfizer aşı geliştirme girişimi çok önemli bir iş-proje yönetim modelidir.  Şirketlerin zoru başarmak için ne tür bir mücadele verdiklerini, risk aldıklarını ve cesaretle çalıştıklarını unutulmaz bir şekilde görmekteyiz! Bu çaba ve yaklaşım gelecek nesillerde de okutulacak önemli bir yönetim yaklaşımı olacaktır. Şirketler, beşeri ve finansal sermaye ile üstesinden gelinemeyecek bir sorunun olmadığını yeniden gösterdiler. İki Türk bilim insanı aynı zamanda insanlığın geleceğe yeniden umutla bakmalarını sağladı!