• İstanbul Ticaret Üniversitesi

Prof. Dr. Murat KASIMOĞLU

Home Stratejik Gelişim Çerçeve Eğitim Programları

Stratejik Gelişim Çerçeve Eğitim Programları

Bir kurumun başarısını rekabetçi gücü belirler. Rekabetçi gücü yükseltmenin iki temel boyutu vardır. Verimli ve yenilikçi olmak. Verimli ve yenilikçi olmak ise iyi bir stratejik yönetim çerçevesine sahip olmaya bağlıdır. Yönetim bilimciler; stratejik-taktik-operasyonel olmak üzere kurumsal yönetimini üç katmanda inceliyor. Amaçlarını doğru belirleyememiş ve stratejik yönetim çerçevesine sahip olmayan kurumlar taktik ve operasyonel düzeyde işlerini doğru yapsalar dahi istenilen başarıya ulaşamaz. Bugün her kurum stratejik yönetim çerçevesini gözden geçirmek ve dijital ekonomiye uygun yeni bir stratejik çerçeve oluşturmak zorundadır.


Bu çalışmalar çerçevesinde evrensel metodolojiler kullanarak kurumlarda stratejik çerçeve oluşturur. Kanvaslar uzun yazılar yerine fikirleri tek grafikle (bütüncül) göstermek için kullanılır.

  1. Değişim Yönetimi
  2. Iraksak-Yakınsak (Divergent-Convergent) Düşünce Modeli
  3. Yönetimde Tasarım Düşüncesi ve Uygulanması
  4. Kanıta Dayalı Yönetim
  5. Zaman-Değer Matrisi
  6. Business Canvas İş Modeli
  7. Temel İş Akış Diyagramı
  8. QPIC-RS
  9. KPI ve Balance Score Card
  10. Mockup Tasarımı
  11. Değer Önermesi–Çekirdek Yetenek
  12. Rekabet Analizi

 

Stratejik çerçeve eğitimi programına “Literatür Tarama” çalışması yapılarak başlanır. Sektörel ve coğrafi araştırmalar, benzer ürün ve hizmetler, rakipler, kuruma ait dokümanlar, internette bıraktığı izler taranır. Kurum hakkında temel bilgiler toplanır. Benzer uygulamalar ve projeler incelenir. Sonrasında stratejik çerçeve eğitim içeriği, süresi ve kapsamı belirlenerek planlanan zaman aralıklarında eğitimler verilir.

*****

Dijirati Olmak!

Yeni bir meydan okuma ile karşı karşıyayız! Dünyanın sosyal-ekonomik ve siyasal ritüelleri bir gecede değişti. Yeni süreç şirketlerin yönetim sistemlerini de köklü bir şekilde etkiledi. Değişim ve yapılanmanın da tetikleyicisi oldu! Artık şirketleri bu yeni sürece hazırlayacak yeni modellere ve vizyonlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun temel yolu da kapsamlı bir dijitalleşme sürecini derhal hayata geçirmekten geçiyor. Bu süreçteki en önemli konu “dijirati” olmaktır!

Yapılan araştırmalara göre 2018 yılı itibariyle %55’i kentleşen dünyada 7,593 milyar insan yaşamaktadır. Dünyada her üç insandan ikisi dijitalleşmiştir. 4,021 milyon internet kullanıcısı bulunmaktadır. Dünya nüfusunun %53’ü internete penetre olmuştur ve %42’si yani 3,196 milyon insan sosyal medya kullanıcısı ve dünya nüfusunun %68’i, 5,135 milyon insan mobil cihaz kullanıcısıdır.

Yeni normalde iş yaşamındaki her iki öncelikten biri büyüme ve rekabettir, her üç öncelikten biri de bilişim teknolojileri ile ilgilidir. Her devletin, her şehrin ve de her şirketin amacı; rekabetçi üstünlük kazanmaktır. Rekabetçi üstünlük ise verimlilik ve yenilikçi olmaktan geçmektedir.

Bu süreçte Türk şirketlerin, kurumlarımızın yeni süreçte rekabetlerini geliştirmek ve küresel pazarlarda var olmalarını sağlamak için dijitalleşme çalışmaları başlatmaları “farzı ayn” olmuştur. Şirket yöneticilerinin, çalışanlarının ve akademik topluluklarının bundan hiçbir şekilde kaçışı yoktur. Herkesin kurumlarımızı korumak ve geliştirmek için bu misyona sahip çıkması gerekiyor!

Artık dünyanın geleceğine dijital doğumlu şirketler ve dijiratiler yön veriyor. Buna hazır olmayan şirketleri çok kötü günler bekliyor. Özellikle 2000’den sonra gelişen yeni şirket yapıları ve yönetim sistemleri bugün ve yarının ana oyuncularıdır! Yeni normalin aktörleri dijital doğumlu şirketler ve dijiratiler olacaktır!

Gelinen noktada Endüstri 4.0 ve dijital dönüşüm bir teknoloji olmaktan çıkmış yeni bir çağın temel paradigması olmuştur. Bu gelişmeyi doğru okuyamayanlar kendilerini güçlülerin insafına bırakmak zorunda kalacaktır. Örneğin Almanya için Endüstri 4.0 sadece teknolojik ve ticari bir süreç değil, aynı zamanda imalat sanayinin daha geçirgen, yeni kalifikasyonlara açık, ileri eğitim faaliyetleri içeren bir süreçtir. Bu paradigma olumlu bir iş-yaşam dengesi için daha iyi seçenekler sunan sosyal eşitsizliği azaltan sosyal yenilikleri de içeren yapısal bir yeniden canlandırma sürecidir. Almanya Endüstri 4.0 ile sadece yeni teknik seçenekler üretmeyi ve kullanmayı hedeflememiştir. Aynı zamanda kademeli olarak evrimsel değişikliklere dayanarak yıkıcı ABD modeline meydan okumaktadır!

Endüstri 4.0 tartışması sadece bir rekabetçilik sorunu değil, aynı zamanda ekonomi ve toplum için dijitalleşmenin sonuçlarını kontrol etme sorunuyla da ilgilidir. Bu nedenle, ülkeler dijitalleşmede verimlilik, rekabetçilik, istihdam, yeterlilik, büyük veri ve veri güvenliği konularına odaklanmıştır. Bununla birlikte, dijitalleşmenin ülke ekonomileri için yıllık milyarlarca Avroluk katma değer yaratması beklenmektedir.

Dijitalleşme emeğin sonu değil, teknolojik değişim, iş içeriği ve süreçleri için yeni şartlara uygun niteliklere ve yeterliliklere sahip işgücüne doğru bir değişim anlamına gelmektedir. Dijitalleşme ile sadece emek ve üretim süreçleri değil, aynı zamanda profesyonel ihtiyaç profilleri de daha talepkar, birbirine bağlı ve daha karmaşık hale gelmektedir.

Sonuç olarak dünyada yaşanan bu köklü ve radikal etkiler artık şirketlerin yeni normale göre yapılanmalarını zorunlu hale getirmiştir. Bu süreçte de bütüncül bir yönetim yaklaşımın temel çerçevesini oluşturan dijitalleşme dışında başka bir alternatif bulunmamaktadır. Özellikle dijital doğumlu şirketler bu süreçleri sorunsuz hatta daha yüksek büyüme ve kar oranları ile hayatlarını sürdürme şansına sahiptirler. Diğer şirketlerin ise varlıklarını sürdürmeleri büyük bir risk altında olacaktır. Şirketlerin sahiplerinin ve yöneticilerinin ivedi olarak analiz yaparak şirketin dijital olgunluk seviyesini geliştirmeleri gerekmektedir. Zor piyasa koşulları altında yapısal ve dijital dönüşüm başlatmaları kısa-orta vadeli faaliyetlerini sürdürmeleri açısında büyük önem taşımaktadır. Eğer şirketler dijital olgunluk seviyelerini yükseltemez başka bir ifade ile dijirati olamazlar ise piyasada rekabet etme şansları tamamen ortadan kalkacaktır. Bu nedenle hem örgütsel yapılarını hızlı şekilde değiştirmeleri hem de dijital doğumlu şirketlere karşı güçlü reflekslere sahip olmak için acil dönüşüm için bütün şirketlerin düğmeye basmaları gerekiyor.

Prof. Dr. Murat Kasımoğlu

mkasimoglu@ticaret.edu.tr